Üstad Necip Fazıl
Kısakürek… Batı Tefekkürü Ve İslam
Medeniyeti; kelimeler kifayetsiz kalır
bu güzel eseri anlatmaya. Daha önce okuduğum başka bir felsefe kitabında batı
tefekkürünün ne müthiş olduğunu vurguluyordu yazar . Eseri ve yazarını çoğu lise talebesi
bilir .
![]() |
| serdengeçti |
Jostein Gaarder’ın
kaleme aldığı Sofi’nin Dünyası adlı eser. Yazarımız Norveçli ve muhtemelen
Demetr inancını taşıyan bir Thor hayranı. Öyle güzel anlatmış ki batı tefekkür
boyutunu, bizim ceplerde kaybedilmiş güneşimizin zavallı imansızları bu tarz
eserleri okuduğunda ışığa gem vurup hem fezayı hem de yeryüzünü inletmiş
mütefekkirlerimizi daha aşağı görüp ‘skolastik düşünceler’ diyip kestirip
atıyor. Sorsan skolastik nedir açıklayamaz bile ama cümle içinde kullanma
cür’etinde bürünüyor.
Neyse asıl esere
dönelim , bana göre konferans konferans anlatılması gereken kelime kelime
akıllara işlenmesi zaruri bir eser.
Müthiş bir kıyas… Önce ruh ile beden arasındaki münasebetten giriyor üstad daha
sonra akıl… Ne büyük nimet ! diyor ki : Akıl hakimiyeti yoktur İslamda akıl
teslim olur. Ben teslimim der ve ondan sonradır ki hakikate erer. Akıl
teslimiyette aranır. SubhanAllah ne büyük söz : AKIL TESLİMİYETTE ARANIR…
Daha sonra
Hristiyanlık ve İsevilik arasındaki farklılığa değinip bu hurafe dindeki
(Hristiyanlık) abes görüşleri akla oturtarak anlatıyor Üstad. Ve başlıyor batı
tefekkürü serüveni… Fransa da ki eğitimi ve Avrupa seyahati vesilesi ile çok
iyi bir araştırması olmuş Üstad’ın. Aynı zamanda en abes görüşleri çok iyi
tahlil etmiş en ince yerinden vurmuş bilinmeyen dahi.
Ve kitabın devamında
müthiş bir tanım felsefe hususunda. Aklın , kendi hükümdarlığını göstermek için
kurduğu müessise… Ve doğruyu bulmanın
değil de yanlışı düzeltmenin müessisesi… Felsefe de her mektep öbürünün
yanlışını gösterirken doğruyu söyler. Felsefe bulmanın değil namütenahi boyuna
aramanın yolu…
Garp tefekkürü ;
uçsuz bucaksız bir karanlık dehliz , temeli tamamen Yunan’a dayalı bir denklem
sentezi şöyle bir denklem : Yunan aklı+Roma nizamı+Hristiyanlık ahlak ve
hassasiyeti=Greko-Latin medeniyeti…
Şaşılacak şey şu ki
Avrupalı, Yunan vakıasına ‘mucize nazarıyla bakıyor kökeni mitolojiye dayanan
hurafeler manzumesi. Birçok ilaha inanma ve putlaştırma mizacının meydana
getirdiği bir tablo, bütün putların başında başbuğ put Zeus , aynı sahte Tanrı
nın putperest Roma da ki mukabili Jupiter ismini alıyor. Cebinde çift pasaport
taşıyan bir sahtekar gibi Yunan ve Roma da vasıfları birebiriki ilah tasavvuru.
Tamamen eşyanın dış kabartısına hayran plastisite beyinler ve muazzam bir
tahayyül cümbüşü. Bu tanrılar , 100 katlı apartman gibi bir sarayda otururlar
ve ne kadar beşeri zaaf varsa hepsini nefislerinde toplarlar. O bunun karısını
kaçırır, şu onun gözünü kör eder. Dünya da böyle bir aile görülmemiştir ; bu
sözde tanrılarda ki aile gibi… Gayet aşikar büyük bir panayır…
Ardından İyonya
mektebi başlıyor. Tales,Aleximandros,Diyojenis gibi mensuba musahhar.Basit bir
mektep . Mitolojik planın avam sınıfı değil bunlar ilk fışkırış , ilk düşünen
adam bunlar batıda. J Burada başlıyor ilk
tefekkür zuhuru ve eşyayı döet elemente indirgiyorlar sınırları dört elemente yetiyor. Ateş, su , toprak , hava…
Peki ya asli Zat nerede asli müessir nerede? Namütenahi verada perdeyi aralayıp
, nihai verayı boş bırakmak bu olsa gerek maddeye kılıf biçip ruhu çıplak
bırakıyor.
İyonya dan sonra
Ksenofon geliyor. Bu bir şahıs ve ele mektebinin fikir mimarı. Esası panteizm ,
Allah ı tabiata mutabık yani bizzat kendisi kabul etme mezhebi. İlk panteist
işte sözde düşünüyor ve satıh üstü bir başka garp mütefekkiri.
Ondan sonra Pitagor
geliyor.Bizim Fisagor dediğimiz… adet , sayı mistiğini getirmiş. Adedin asli
unsuru neyse eşyanında asli unsuru o olmak icap eder. Ve evet aşikar ki bütün
sayıları inkar edip (1) adedi üzerinde derinleşebilseydi büyük oluşa
varabilirdi. Hemen ardından meşhur Hendese : dış kalıpların hesapçısı Yunanllı
Hendese ne garip ki Metanpsikoz a inanıyor yani reenkarnasyon ne abes …
Bir ayrı akamet
devresi sofistlerin çığırı… Mantığın yalama haline gelmesi, bir takım akli
çıkmazlar üzerinde sahte nispetler kurması ,kendi etrafında basit daireler çize
çize hakikati güme götürme ve akıl yobazlığı … Aklı akılla yenmenin müessisesi
, Sokrates sonlarını getirecek basit bir örnek ile açıklayalım : Bir
kaplumbağa gerisinde bir tazı ikisi
hareket ettiği zaman tazı asla kaplumbağayı yakalayamaz ! Neden ? Çünkü
Kaplumbağa o zaman içinde biraz daha ilerlemiş olacak…’acaba?’ diyeceği gelir
insanın bu saçma paradoksa. Bakın nasıl mantık istismar ediliyor dinamik
tarafından alamıyorlar da zamanı, statik tarafından alıyorlar…
![]() |
| Serdengeçti |
Sofistler arasında
bir garip ihtiyar, Batıyı sallasanız ayakta kalacak nadir insanlardan Sokrates.
Batı tefekküründe ilk vahdani görüşün habercisi… Sofistlerin ilahına inanmadığı
için zehirlendiği aşikar , ölüm anında söyledikleri de bir o kadar toplumsal
gerçekçi , diyor ki : Bu benim başıma gelen ilk defa benimle başlamış olmuyor.
Kim bilir tarihte nice insanlar var ki hep böyle öldüler.Hakikati söyleyenlerin
çoğuna bu zehri içireceksiniz.İlk defa garp tefekküründe Nasıl ı soran adam ve
ilk defa metod fikrini getiren adam. Ardından talebesi eflatun herşeyi
hocasından yani Sokrates den , ideler aleminin fikir mimarı batıya Niçin
sorusunu sordurtmayı başaran akıl.Onunda talebesi Aristo , bu konular hızlıca
geçiliyor kitapta , belki dört beş konferanslık kişi ve konular özetleniyor sadece
ama batının tefekkür boyutunda bir sıçrama oluyorsa bu üç adama bağlanabilir
zaten ardından gelecek tüm sözde fikir adamları bu üç adama temel atıp kırma
dökme fikirlerini İnşaa etmeye çalışacak ama bildiğiniz üzere çoğu yıkık dökük
binalar kuracak.
Evet size kitaptan
doğaçlama yaparak birkaç hususu dile getirmeye çalıştım . Ve bu hususların
ehemmiyetini defaatle vurgulayarak part-part niyetim İnşaaAllah.Bu üç adamdan
sonraki tefekkür cihetini bir sonraki yazıma saklıyor herkese keyifli okumalar
diliyorum
Teşekkürederim…

.jpg)
2 yorum
Efendim öncelikle yeni yazınızı tebrik ediyorum. Eseri okumadığım halde aklımda tasavvur etmeme vesile olduğunuz için de şükranlarımı sunuyorum. İnşaAllah üstadı bizzat kendim okuyarak daha istifadeli olmasını temenni ederim. Ayrıca bu konu hakkında merakımı uyandırdığınız için tekrardan şükranlarımı sunarım. Allah yolunuzu açık etsin. Vesselam.. (bir ortak)
Sağol ortak :)
Yorumlarda Smile Kullanmayı Sever misin?
Reklam Tarzında Yorumlar Yayınlanmayacaktır.