Merhabalar :)
Size İstanbul'un en güzel yapılarından biri olan ve benim deli gibi aşık olduğum yapı, yani Kız Kulesi Hakkın da birazcık bilgi vermek istiyorum :)
Kız Kulesi Hakkın da biliyorsunuzdur mutlaka çeşitli rivayetler vardır.. Ama bu rivayetlerin dışında gerçek olan bilgileri de bilmemiz de yarar var diye düşündüm :)
Evet şimdi biraz bilgi edinelim bakalım :)
Kız Kulesi Geçmişisi tam 2500 yıl öncesine dayanmaktadır. Antik Çağdan başlayan geçmişi ile Eski Yunandan, Bizans İmparatorluğuna , Bizans dan Osmanlıya, tüm tarihi dönemlerde olarak günümüze kadar gelmiştir.
Kız kulesi 1995 yılında bir restorasyon sürecine başladı.Kız Kulesi Restorasyon projesi, Turizm Bakanlığı'nın daha önce yaptırdığı ve 16 Aralık 1993 tarihinde onayladığı 1/1000 ölçekli 'Kız kulesi Rövöle Projesi ' esas alınarak başlatıldı.
Restaratör Yüksek Mimar Mehmet Alper'in başkanlığında Tures Limited
Şirketi tarafından Kızkulesi'nin ön projesi hazırlandı Ön proje oluşturulurken
kulenin önce ayrıntılı bir araştırması yapıldı. Üniversite arşivleri ve
kütüphaneler başta olmak üzere ulaşılabilen tüm veriler elde edildi. Yazılı
kaynaklar, arşiv belgeleri, gravürler, eski fotoğraflar, sözlü ve yazılı
anlatımlar tek tek değerlendirildi ve mevcut veriler korunarak mekana uygun
işlevsel bir proje hazırlandı.
III Nolu
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun projeyi onaylamasının ardından,
restorasyona başlanabilmesi için gerekli izinler tamamlandı ve 3 Şubat 1998
yılında Yapı Ruhsatı alındı. Restorasyon sırasında, Kulenin
Sarayburnu’na bakan cephesinde 45 derece, Boğaziçi’ne bakan tarafında ise dik
açılı mazgal delikleri ortaya çıkmıştır. Daha önce varlığı bilinmeyen bu
mazgallar sahip olduğu açılı yapısı ile hem gün ışığının içeriye girmesini
sağlıyor hem de top atışlarını kolaylaştırıyordu. Restorasyon sırasında
Kızkulesi’nin sonradan ilave edilmiş bazı bölümleri kaldırılmış, Kule, dört köşe demir kasnaklarla takviye
edilmiştirgerçekleştirilen restorasyon sürecinin ardından 2000 yılında tarihinde ilk defa
ziyarete açılmıştır..
Restorasyondan Önce Kız Kulesinin hali ;
M.Ö Kız kulesi
İstanbullu bir Rum olan araştırmacı
Evripidis’in anlattığına göre önceleri Asya sahillerinin bir çıkıntısı olan
kara parçası zamanla sahilden kopmuş ve Kızkulesi’nin üzerinde bulunduğu adacık
oluşmuştur.Kızkulesi’nin üzerinde yer aldığı kayalıktan ilk kez M.Ö. 410’da söz
edilir. Bu tarihte Atinalı komutan Alkibiades, Boğaz’a girip çıkan gemileri
denetlemek ve vergi almak amacıyla bu küçük ada üzerine bir kule inşa ettirir.
Sarayburnu'nun bulunduğu yerden, kulenin bulunduğu adaya zincir gerilir ve kule
böylece Boğaz’ın giriş ve çıkışlarını kontrol eden bir gümrük istasyonu halini
alır. Bundan yıllar sonra yani M.Ö. 341’de Yunan Komutan Chares, kulenin
bulunduğu adacığa eşi için, mermer sütunlar üzerine bir anıt mezar yaptırır.
bu fotoğrafın hangi döneme ait olduğunu tam olarak bilmemekteyim
Roma Dönemi
M.S. 1110’lara gelindiğinde ise bu küçük adacığın üzerindeki ilk belirgin yapı (kule), İmparator Manuel Comnenos tarafından inşa ettirilir. 1143 – 1178 yılları arasında hükümdarlık süren İmparator Manuel, şehrin savunmasına yardım için iki tane kule yaptırmıştır. Bunlardan birini Mangana Manastırı yakınına (Topkapı Sarayı’nın sahili) diğerini ise Kızkulesi’nin bulunduğu yere inşa ettiren İmparator Manuel, hem düşman gemilerini Boğaz’a sokmamak, hem de ticaret gemilerinin gümrük vergisi vermeden geçişine engel olmak için, iki kule arasına zincir bağlatmıştır.
bu fotoğrafın hangi döneme ait olduğunu tam olarak bilmemekteyim
Bizans Dönemi
Daha önceleri zaman zaman harap olan ve
yeniden onarılan Kızkulesi, İstanbul’un fethi sırasında Venedikliler tarafından
üs olarak kullanılır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığı sırada Bizans’a
yardım etmek için Venedik’ten Gabriel Treviziano komutasında gelen bir filo
burada üslenmiştir
Osmanlı Dönemi
Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet bu küçük
kaleyi yıktırır ve yerine taştan, etrafı mazgallarla çevrili küçük bir kalecik
yaptırır ve buraya toplar yerleştirir. Kaleye konulan bu toplar, liman içindeki
gemiler için etkili bir silah olmuştur. Ancak kule, Osmanlı döneminde savunma
kalesi olmaktan çok bir gösteri platformu olarak kullanılmış ve Mehterler
burada top atışları ile birlikte nevbet (bir çeşit İstiklal Marşı)
okumuşlardır. Bugün gördüğümüz kulenin temelleri ve alt katın önemli
kısımları Fatih devri yapısıdır.Osmanlı dönemi boyunca Kızkulesi’nin onarılarak
ya da yer yer yeniden yapılarak yaşatıldığı bilinmektedir. 1510 yılında meydana
gelen ve “küçük kıyamet” olarak anılan depremde İstanbul’daki pek çok yapı gibi
Kızkulesi de büyük hasar görmüş, kulenin onarımı Yavuz Sultan Selim döneminde
gerçekleştirilmiştir. Çevresinin sığ olması sebebiyle 17. asırdan sonra kuleye
bir de fener konulmuştur. Bu tarihten itibaren kule, artık bir kale değil bir
deniz feneri olarak hizmet vermeye başlamıştır. Kuledeki toplar da bu dönemde
artık korunma için değil, merasimlerde selamlama için atılıyordu. Kanuni Sultan
Süleyman’ın ölümünden sonra tahta geçmek için İstanbul’a gelen Şehzade Selim,
Üsküdar’dan geçerken, Kızkulesi’nden atılan toplarla selamlanmıştır. Bundan
sonra uzun süre tahta geçen her Padişah için bu selamlama yapılarak, Padişah’ın
tahta geçişi top atışları ile halka duyurulmuştur. 1719 yılında fenerde yağ kandilinin rüzgâr
etkisiyle etrafı tutuşturmasından dolayı çıkan yangın ile iç kısmı tamamen
ahşap olan kule yanmış,1725 yılında şehrin Baş Mimarı Nevşehirli Damat İbrahim
Paşa tarafından kapsamlı bir onarımdan geçirilmiştir. Bu onarım sonrası kule,
kurşun kubbeli ve fener bölümü de kagir ve camlı olarak restore edilmiştir.
Ardından 1731 yılında kulenin feneri ile top mazgalları ve diğer yerleri
yeniden onarımdan geçmiştir. Kızkulesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş
devrine girmesi ile tekrar savunma kalesi olarak kullanılmaya başlar. Daha önce
eğlenceler ve kutlamalar için yapılan top atışları, bu dönemde artık savunma
amaçlı yapılır. Kule, 1830-1831'de ise, kolera salgınının şehre yayılmaması
için karantina hastanesine dönüşür. Daha sonra 1836- 1837'de görülen ve 20-30
bin kişinin öldüğü veba salgını sırasında hastaların bir kısmı burada kurulan
hastanede tecrit edilmiştir. Kızkulesi’nde tesis edilen bu hastanede uygulanan
karantina ile salgının yayılması önlenmiştir.
Kızkulesi’nin Osmanlı
dönemindeki son büyük onarımı II. Mahmud döneminde yapılmıştır. Kule’nin
bugünkü şeklini veren 1832-33 yılındaki tadilat sonrasında, ünlü hattat
Rakım'ın yazısı ile Kızkulesi’nin kapısının üzerindeki mermere Sultan II.
Mahmut'un tuğrasını taşıyan bir kitabe yerleştirilir. Osmanlı-barok mimari
tarzında yapılan bu restorasyonda, kuleye dilimli kubbe ve kubbe üzerinden
yükselen bayrak direği ilave edilir. 1857 yılında bir Fransız şirketi tarafından
Kuleye yeni bir fener yaptırılır.
şimdiki kız kulesi
Benden size tavsiye Eğer İstanbul da oturuyorsanız Mutlaka Kız Kulesini ziyaret edin içini gezme imkanınız olması bile mutlaka karşısında çayınızı yudumlayın.
Ayriyet den İstanbul da değilseniz sırf bu eşsiz yapıyı bile görmek içi buraya gelmelisiniz :)











2 yorum
Mükemmel anlatım olmuş çok gittim sizlerinde gitmesini tavsiye ederim giderken bile hayran kalacağınız bi yer diyim meraklanın azcık :)
Teşekkür ederim ☺ kız kulesi benim tamamen aşık olduğum bir yapı ve bu yapının güzelliklerini anlatmak tabiki bukadar ile sınırlı kalmicak ☺☺
Yorumlarda Smile Kullanmayı Sever misin?
Reklam Tarzında Yorumlar Yayınlanmayacaktır.